İçimizdeki gaz
Osuruğun acıklı hikayesini anlatacağım size. Evet bildiğimiz osuruk, hani o hayatımızın hep bir yerlerinde, hatta en içinde olan o gaz sıkışması. Kimi zaman hayatımızın aşkıyla ilk buluşmamızda kibarlıktan kırılacakken, kimi zaman da toplantı masasında dünyayı kurtaracakken bizi sıkıştıran münasebetsiz dert.
Bu kadar merkezinde olmasına rağmen, hayatın hep dışına itilmek istenmiş, yok sayılmış ve hatta ayıplanmış olması çok acıklı. Peki nedir bizim osurukla derdimiz? Hiçbirimiz yapmıyormuşuz gibi yok saymamızın sebebi nedir? Kokusu mu, sesi mi? Yoksa bulunduğumuz ortama getirdiği samimiyet mi? Yoksa hepimizin içinde olup da dışa vuramadıklarımızı suratlarımıza tokat gibi çarpan gerçekliği mi?
Aslında gayet doğal bir sürecin, döngünün parçası osuruk, ya da pırt, gaz, yellenme, fısırtı ne derseniz deyin. Ağzımızdan hava girişiyle başlayan ve sindirdiklerimizden çıkan gazlarla vücuttan atılıp yeniden soluğa karışmasıyla tamamlanan bir döngünün parçası. Anlayacağınız hata veya ayıp değildir, aksine gereklidir döngüyü tamamlamak için. Toksinlerden kurtulmanın bir yolu olduğunu biliyor muydunuz örneğin? İçimizde biriktirdiklerimizden kurtulmanın önemli bir yöntemi. Ne kadar derinden gelirse kokusu o kadar ağırlaşan ve başkalarını rahatsız ettiği kadar bizi rahatlatan kurtuluştur.
Unuttuğumuz gerçekliğin göstergesidir osuruk. En samimi olduklarımızın bile yanında yapmaya çekindiğimiz sırrımızdır. Ortama salındı mı bir kere; buzları eritir, her anlamda bir sıcaklık katar ortama. İlişkilerin dönüm noktasıdır, yan yanayken osurabilmek. Paranın ve hırsların bir araya getirdiği ve samimiyetsizliğin dayanılmaz noktalara ulaştığı iş hayatında yok sayılması, o dünyanın ne denli sahte olabileceğini anlatır bize. Başka ülkelerde doğal olduğu söylendiğinde, o özgür hayatın simgesi olur osuruk.
Söylemek istediğim, osuruk içimizdeki sıkışmışlıktır. Yaşadıklarımızla yaşamak istediklerimiz arasındaki çelişkidir. Bıraksak rahatlatır, ancak salınca da inceden bir pişmanlık, ayıplanma korkusu ve suçluluk duygusu bırakır arkada. Birbirimize attığımız, ‘Şimdi kim yaptı bunu?’ ifadeleriyle kurtulmaya çalıştığımız sorumluluktur osuruk. Ayıptır, komiktir, istenmeyendir ama hep oradadır ve en derinimizdedir osuruk. Çocukken ortaya çıkarmamız için sırtımız sıvazlanan ve büyüdükçe uzaklaştığımız içimizdeki hakikattir osuruk. Göstermeye çekindiğimiz, itiraf edemediğimiz yüzümüzdür.
Osuruğa özgürlük, salıverin!